Şubat 2001

Dünya: İran, Mola Usulü Gladio

Aydınlara yönelik bir dizi faili meçhul cinayetle sarsılan İran'da reformcuların baskısıyla katiller çetesi mahkemeye çıkarıldı. Ancak mahkeme gizli oturumlarla yapıldı ve kamuoyuna bilgi verilmedi.

21 Kasım 1998'de yayınlanan bir haberde İran Millet Partisi lideri ve ülkenin en eski milliyetçilerinden Daryuş Furuher ile siyasi yaşamı boyunca kendisini hiçbir zaman yalnız bırakmayan eşi Parvaneh Eskenderi, Tahran'daki evlerinde vahşice öldürüldükleri yazıyordu. Olayın ardından tam iki hafta sonra, aydın şair-yazar Mohammed Muhtari ortadan kaybolmuş ve cesedi Tahran yakınlarındaki bir çölde bulunmuştu. Cesedin bulunmasından iki gün önce aydın çevirmen Muhammet Puyendeh'in ortadan kaybolması da bir hayli ilginçti. Ölüm makinesi yazarlar, şairler ve siyasetçiler için tek kelimeyle bir kabusa dönüşmüştü... Cumhurbaşkanı Hatemi'nin verdiği demeçlere göre, cinayetlerin nedeni sisteme ve hükümete karşı yapılan bir tepki ve hareketti. Hatemi, seri cinayetlerin sırrını çözmek için başlarda gizli tutalan bir komite oluşturdu. Tahran, yaklaşık bir ay sonra İstihbarat Bakanlığının yayınladığı bildiriye kadar sakinleşemedi. Bildiriye göre; Furuherler ve iki muhalif yazar İran İstihbarat Bakanlığındaki bir grup sertlik yanlısı görevli tarafından öldürülmüştü. Açıklamaları üzerine istifası beklenen Bakan Dori Necefabadi, yaklaşık bir ay kadar direndikten sonra istifasını vermek zorunda kaldı.

B1 Cinayet İddiasıI

Tahran Birinci Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Hatemi'nin kardeşi Muhammet Rıza Hatemi yaptığı bir konuşmada faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin sayısı yaklaşık olarak 81 idi. Bu açıklamalar sonucu daha da gerilmeye başlayan ortalık, kurbanlar hakkında dile getirilen birçok iddia ile iyice karışmaya başlamıştı.
... 1999 yılının Haziran ayında İstihbarat Bakanlığının yayınladığı bir bildiride, seri cinayetler ile ilgili tutuklananların ilk kez yayınlanıyordu. Aynı bildiride çetenin lideri olduğu söylenen Sait İmami adlı kişinin, hapiste kendini öldürdüğü de belirtildi. O güne kadar çetenin lideri olduğu söylenen Sait İmami'nin ismini kimse duymamıştı. Reformcu basın İmami'yi araştırmaya başlamıştı bile. ABD'de eğitim gördükten sonra 1984 yılında İran'a gelerek, İstihbarat Bakanlığında göreve başladığını ortaya koymuşlardı. İşte o sıralarda bir başka soru kafaları kurcalamaya başlamıştı; yaklaşık 30 yaşında olan İmami'nin nasıl bu kadar çabuk başkan yardımcısı olabilmişti?

Ayrıntılı açıklamalarıyla hepsi ve daha birçoğu NTV MAG, Şubat sayısında!